Eğitim Sistemimiz

Doğanın Ritmiyle, Geleceğin Becerileriyle Büyüyoruz!

Okulumuzda ezbere dayalı değil; keşfetmeye, dokunmaya ve yaşayarak öğrenmeye odaklı bir dünya kurduk. Çocuklarımızın potansiyelini en üst seviyeye çıkarmak için Türkiye’nin en özgün ve doğa temelli eğitim modellerinden biri olan Multibem Erken Çocukluk Eğitim Programı’nı uyguluyoruz.

Çocukluğun En Değerli Hâli: Merak Eden, Keşfeden ve Öğrenen Çocuk


Çocukluk, hayatın en hızlı öğrenilen ve en derin izlerin bırakıldığı dönemlerinden biridir. Bu nedenle biz eğitimi yalnızca çocuğa bilgi aktarmak olarak görmüyoruz.

Bizim için eğitim; çocuğun merak etmesi, soru sorması, keşfetmesi, denemesi, yanılması, yeniden düşünmesi ve kendi yollarını bulabilmesi için ona güvenli bir alan açmaktır.

Her çocuğun kendine özgü bir dünyası olduğuna inanıyoruz. Kimi çocuk bir sorunun cevabını konuşarak arar, kimi dokunarak ve deneyerek, kimi gözlemleyerek, kimi ise oyun kurarak… Biz bu farklılıkları bir engel değil, öğrenmenin en doğal zenginliklerinden biri olarak görüyoruz.

Bu nedenle sınıflarımızda çocukların yalnızca dinleyen değil; düşünen, araştıran, üreten, paylaşan ve sürece aktif olarak katılan bireyler olmalarını destekliyoruz.

Bilgi Kadar Değerler de Önemli


Biz başarılı bir çocuğun yalnızca çok şey bilen değil; bildiklerini doğru yerde kullanabilen, başkalarını önemseyen, sorumluluk alabilen, paylaşabilen ve yaşadığı dünyaya karşı duyarlı bir birey olması gerektiğine inanıyoruz.

Bu nedenle değerleri eğitimden ayrı bir alan olarak görmüyoruz.

Saygı, sevgi, sorumluluk, yardımlaşma, paylaşma, adalet, sabır ve doğaya karşı duyarlılık gibi değerlerin çocuk tarafından yalnızca anlatılarak değil, günlük yaşamın içinde deneyimlenerek kazanılmasını önemsiyoruz.

Bir arkadaşına yardım etmek, sırasını beklemek, kullandığı materyali yerine koymak, bir canlıya zarar vermemek ya da yaptığı bir davranışın sonucunu fark etmek…

Çocuğun yaşadığı her an, aynı zamanda bir değer kazanımı için fırsattır.

Öğrenmek İçin Önce Merak Etmek Gerekir


Çocukların “Neden?”, “Nasıl?”, “Başka türlü olabilir mi?” sorularını değerli buluyoruz.

Bir yaprağın neden renk değiştirdiğini merak etmek, bir taşın özelliklerini keşfetmek, bir arkadaşının fikrini dinlemek, kendi yaptığı bir yapının neden devrildiğini anlamaya çalışmak ya da günlük yaşamda karşılaştığı küçük bir problemi çözmek…

Bizim için bunların her biri birer öğrenme fırsatıdır.

Çünkü öğrenmenin yalnızca masa başında gerçekleşmediğine; oyunda, doğada, ilişkilerde, üretirken, hareket ederken ve günlük yaşamın içinde devam ettiğine inanıyoruz.





Doğayla Bağ Kurarak Öğreniyoruz


Çocukların doğayla temas etmesinin yalnızca fiziksel bir aktivite olmadığını düşünüyoruz.

Toprağa dokunmak, bir tohumu gözlemlemek, mevsimlerin değişimini fark etmek, yağmurun ardından oluşan su birikintisini incelemek, bir yaprağın dokusunu keşfetmek veya doğal malzemelerle üretmek; çocuğun dünyayı doğrudan deneyimlemesini sağlar.

Bu nedenle doğayı eğitimimizin dışında değil, öğrenmenin doğal bir parçası olarak görüyoruz.

Öğretmen Anlatan Değil, Öğrenmeye Rehberlik Eden


Öğretmenlerimizi çocuğa sürekli doğru cevabı veren kişiler olarak değil, çocuğun kendi cevabını bulmasına eşlik eden rehberler olarak konumlandırıyoruz.

Çocuğun yerine düşünmek yerine onun düşünmesine,

onun yerine çözmek yerine çözüm aramasına,

hazır cevap vermek yerine doğru sorularla düşüncesini geliştirmesine

alan açıyoruz.

Böylece çocuk yalnızca bir sonucu öğrenmiyor; öğrenmenin nasıl gerçekleştiğini de deneyimliyor.




Her Deneyim Bir Sonraki Öğrenmeye Hazırlıktır


Çocukların öğrendikleri bilgilerin birbirinden kopuk olmasını istemiyoruz.

Bugün karşılaştığı bir kavramın yarın başka bir etkinlikte yeniden karşısına çıkmasını, önceki deneyimleriyle yeni öğrendikleri arasında bağlantı kurmasını ve zaman içinde düşüncesini geliştirmesini destekliyoruz.

Çünkü bize göre öğrenmek;

öğren – unut – yeniden öğren döngüsü değil,

keşfet – ilişkilendir – derinleş – üret – yeniden keşfet yolculuğudur.

Çocuğun Bugününü Yaşarken Geleceğine Hazırlanıyoruz

Amacımız çocukları yalnızca bir sonraki eğitim basamağına hazırlamak değil.
Onların hayat boyunca ihtiyaç duyacakları merak duygusunu, öğrenme isteğini, özgüveni, problem çözme becerisini, iletişim gücünü, üretme cesaretini ve değerlerini desteklemek istiyoruz.
Çünkü biliyoruz ki çocuklukta kazanılan en önemli şey, yalnızca ne bildiği değil; öğrenmeye nasıl baktığıdır.
Bu anlayışla eğitim sistemimizi; çocuğu merkeze alan, keşfetmeyi destekleyen, doğayla bağ kuran, değerleri yaşatan ve gelişimin bütün alanlarını birlikte ele alan bütünsel bir yapı üzerine kuruyoruz.
Ve şimdi bu yaklaşımın sınıflarımızda nasıl hayat bulduğunu birlikte keşfedelim.


Nasıl Bir Çocuk Yetiştirmeyi Hedefliyoruz?

Biz çocukları tamamlanmayı bekleyen küçük bireyler olarak değil, kendi potansiyeli, merakı, düşünceleri ve dünyayı keşfetme biçimi olan eşsiz bireyler olarak görüyoruz.
Eğitimin görevinin çocuğu belirli bir kalıba sokmak değil; onun sahip olduğu potansiyeli fark etmesine, geliştirmesine ve kendisini özgürce ifade edebilmesine imkân sağlamak olduğuna inanıyoruz.
Bu nedenle hedefimiz yalnızca harfleri, sayıları veya belirli bilgileri öğrenmiş bir çocuk değildir.
Biz; merak eden, soru soran, keşfetmekten çekinmeyen, düşünen, araştıran, denemeye cesaret eden, kendi çözümünü geliştirebilen, duygularını ifade edebilen, başkalarını dinleyebilen, iş birliği yapabilen, üretebilen, doğaya ve çevresine karşı duyarlı, değerlerinin farkında ve öğrenmeyi seven çocukların gelişimini desteklemek istiyoruz.

Merak Eden Çocuk

Bir çocuğun sorduğu “Neden?” sorusunun, çoğu zaman verilen cevaptan daha değerli olduğuna inanıyoruz.
Bu nedenle çocukların sorularını susturmak yerine onları yeni sorulara dönüştürmeye çalışıyoruz.
“Bu neden böyle?”
“Başka türlü olabilir mi?”
“Bunu nasıl anlayabiliriz?”
“Sen olsaydın ne yapardın?”
gibi sorularla çocuğun düşünmesini ve kendi cevaplarını aramasını destekliyoruz.
Çünkü merak eden çocuk, öğrenmek için bir sebep bulmuştur.

Keşfeden ve Araştıran Çocuk

Çocukların dünyayı hazır bilgilerle değil, kendi deneyimleriyle anlamlandırmalarını önemsiyoruz.
Bir nesneyi incelemek, farklı materyalleri karşılaştırmak, doğayı gözlemlemek, bir deney yapmak, bir yapının nasıl çalıştığını araştırmak veya bir problemi çözmek için farklı yollar denemek…
Tüm bunlar çocuğun öğrenme sürecinin doğal parçalarıdır.
Biz çocuklara her zaman “doğru cevap” vermek yerine, zaman zaman cevabı kendilerinin bulmasına fırsat tanıyoruz.

Düşünen ve Akıl Yürüten Çocuk

Bir çocuğun yalnızca “ne olduğunu” bilmesini değil, “neden olduğunu” düşünmesini önemsiyoruz.
Çocukların gözlemledikleri durumlar arasında bağlantılar kurmasına, tahminlerde bulunmasına, neden-sonuç ilişkilerini fark etmesine ve kendi düşüncelerini açıklamasına alan açıyoruz.
Böylece öğrenme yalnızca bilgi edinmekten çıkıyor; düşünme becerisinin geliştiği bir sürece dönüşüyor.

Çözüm Arayan ve Üreten Çocuk

Her problem, çocuk için aynı zamanda yeni bir öğrenme fırsatıdır.
Bir kule yıkıldığında yeniden nasıl kurulabileceğini düşünmek, bir oyunda karşılaşılan anlaşmazlığa çözüm bulmak, bir materyali istediği şekilde kullanamadığında farklı bir yöntem denemek…
Çocukların hemen yetişkin yardımına başvurmak yerine önce kendi çözüm yollarını aramalarını destekliyoruz.
Çünkü bir problemi kendi çabasıyla çözebilen çocuk, yalnızca o problemi çözmüş olmaz.
Kendi yapabileceğine dair inancını da güçlendirir.

Kendini İfade Edebilen Çocuk

Çocukların düşüncelerini, duygularını ve ihtiyaçlarını ifade edebilmeleri; akademik başarı kadar önemli bir gelişim alanıdır.
Bu nedenle çocuklara konuşmaları, dinlemeleri, soru sormaları, fikirlerini paylaşmaları ve farklı düşüncelere saygı göstermeleri için alan açıyoruz.
Bazen bir çocuk düşüncesini kelimelerle anlatır.
Bazen bir resimle.
Bazen bir oyun kurarak.
Bazen de yaptığı bir tasarımla…
Biz bütün bu ifade biçimlerini çocuğun kendisini anlatma yolları olarak görüyoruz.

Birlikte Öğrenebilen Çocuk

Çocukların yalnızca bireysel olarak değil, birlikte öğrenmeyi de deneyimlemelerini önemsiyoruz.
Arkadaşının fikrini dinlemek, kendi fikrini anlatmak, ortak bir oyun kurmak, birlikte bir ürün ortaya çıkarmak, paylaşmak ve gerektiğinde uzlaşmak…
Bunların her biri çocuğun sosyal gelişiminin önemli parçalarıdır.
Çünkü hayat yalnızca “ben” demeyi değil, gerektiğinde “biz” diyebilmeyi de gerektirir.

Üreten ve Hayal Eden Çocuk

Çocukların yalnızca kendilerine sunulanı tüketmelerini değil, kendi fikirlerini ortaya koymalarını istiyoruz.
Bir hikâyenin sonunu değiştirmek, farklı malzemelerle bir yapı tasarlamak, kendi oyununu oluşturmak, bir resimde alışılmışın dışında bir şey denemek veya kendi çözümünü ortaya koymak…
Çocukların hayal güçlerini kullanabilecekleri ve fikirlerini somutlaştırabilecekleri öğrenme ortamları oluşturuyoruz.
Çünkü yaratıcılık, yalnızca sanat etkinliklerinde değil; çocuğun dünyaya farklı bir gözle bakabildiği her anda ortaya çıkar.

Doğaya Duyarlı Çocuk

Çocuğun doğayla kurduğu ilişkinin, onun dünyayı anlama biçimini de şekillendirdiğine inanıyoruz.
Bir canlıyı gözlemlemek, bir bitkinin büyümesini takip etmek, doğal materyalleri incelemek veya çevresindeki değişimleri fark etmek; çocuk için yalnızca bir etkinlik değildir.
Bunlar çocuğun yaşadığı dünyayı tanıması ve ona karşı sorumluluk geliştirmesi için önemli deneyimlerdir.
Bu nedenle çocukların doğayı yalnızca kitaplardan tanımasını değil, ona dokunmasını, gözlemlemesini ve onunla bağ kurmasını önemsiyoruz.

Değerleri Yaşayan Çocuk

Bizim için iyi bir eğitim, yalnızca iyi bilen değil, iyi davranmayı da öğrenen bireylerin gelişimine katkı sağlamalıdır.
Saygı, sevgi, sorumluluk, paylaşma, yardımlaşma, sabır, adalet ve duyarlılık gibi değerlerin çocuklara yalnızca anlatılarak kazandırılamayacağını düşünüyoruz.
Bir arkadaşının üzgün olduğunu fark etmek…
Oyuncağını paylaşmak…
Hatasını kabul etmek…
Sırasını beklemek…
Bir canlıya zarar vermemeye özen göstermek…
Verdiği bir sözün arkasında durmak…
Çocuk için gerçek değer eğitimi, işte bu küçük ama anlamlı yaşam deneyimlerinde başlar.

Öğrenmeyi Seven Çocuk

Belki de bütün bu özelliklerin temelinde tek bir şey var:

Öğrenme isteği.
Çocuğun okuldan yalnızca bilgilerle değil, “Ben öğrenebilirim.” duygusuyla ayrılmasını istiyoruz.
Bir şeyi ilk seferde başaramadığında yeniden deneyebilmesi,
bilmediği bir şeyle karşılaştığında merak edebilmesi,
hata yaptığında bundan öğrenebilmesi
ve yeni bir şey keşfettiğinde bundan mutluluk duyabilmesi…
Bizim için okul öncesi eğitimin en değerli kazanımlarından biridir.


Çünkü biz geleceğin başarılı çocuklarını değil, öğrenmeye açık, düşünebilen, üretebilen ve değerleriyle büyüyen bireyleri yetiştirmeye hazırlanıyoruz.

Her çocuk kendi hızında gelişir.

Bizim görevimiz ise onun yolculuğunu başkalarınınkiyle karşılaştırmak değil; kendi yolculuğunda merakını canlı tutmak, potansiyelini keşfetmesine eşlik etmek ve attığı her adımda yanında olmaktır.